Sınavdan erken çıkan insanları izlemek tuhaftır. Onların özgürlüğe doğru yürümeleri, çantalarını toplarken çıkardıkları kalem ve fermuar sesleri; sınav salonunda süre bitimine kadar kalmayı alışkanlık haline getiren beni bir çaresizlik hissine sürükler, ama bu his çabuk geçer. Çaresizliğimi öğrenir, kağıdıma sınavdan bezmiş ruhumla bakmayı sürdürürüm. Bir de o çabuk bitiriciler kapının arasından şöyle bir bakmazlar mı çıktıkları sınıfa? Bakmazlarsa olmaz. Bu bir nevi kuraldır. Halbuki boş koridorda ‘Nasıl da bitirip çıktım ama?’ edasıyla yürüyceklerine, arkadaşlarının çıkmasını bekleyip, soruların hararetle tartışıldığı koridora çıkabilirler. Ama hayır. Onlar bunu yapmazlar, yapamazlar.
“Tom: Honey, our sink is broken. All of our sinks are broken.”
Posted in Uncategorized | 1 Comment »
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
she’s a cute cupcake
she’s like the wind
she laughs at the sun
she’s a supergirl
she’s a sweet disposition
Posted in Uncategorized | 1 Comment »
listen: it\'s raining outside

i do love listening to the sound of the rain outside with a cup of warm tea. Et voilà, l’automne! ☂ ☁
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
et maintenant, j’ai vingt-deux ans. Je ne peux pas croire à quel point une année entière écoulée depuis, j’ai célébré le bash meilleur anniversaire à Paris à la Tour Eiffel et le café Cleber l’année derniere.
ma dernière année à l’université est en attente pour moi. Je vais essayer de tirer le meilleur parti de celui-ci. mon école de formation est déterminé et j’aime l’endroit beaucoup! Je vais avoir la chance de prendre une tasse de café à la couronne chaque semaine. Inutile de dire que la plage de Bostancı m’accompagnera pendant que je nage dans mes pensées profondes.
parlant de vingt-deux ans que j’ai laissé derrière, Françoise Hardy m’a aidé à prendre conscience de quelque chose. ma jeunesse partiront bientôt. Eh bien, pas très très bientôt, mais .. vous savez à quelle vitesse ces années sont ..

J’adore Françoise Hardy. J’adore ses cheveux. J’aime sa voix apaisante. J’adore ses chansons.

J’aime son style. Heureusement, j’ai juste mis à jour mon ipod-touch avec ses belles images et de chansons. laissez-moi partager quelques-uns, ici.
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
“Şimdiye kadar Macide’nin hiç düşünmediği bu şeyler Ömer tarafından söylendiği andan itibaren artık ona yabancı değildi. Evet, içinde birtakım örtüler kalkıyor ve bunların altından yeni ve insanı sarhoş eden şeyler çıkıyordu. Fakat onun sözleri doğru olmasa, kelimeleri, manasız şekilde yan yana getirilmiş hecelerden ibaret olsa bile gene dayanılmayacak kadar tesirli idi. Bir damarını keserek kanını dışarı akıtan bir adam da ancak bu kadar içini verebilirdi. (…) Şu kadarını muhakkak biliyordu ki, artık hayatının yeni bir devresi başlamıştır. Artık her şey çizilen muayyen yollarda yürümeyecektir.
Bir şeyler… Bir şeyler olacak… Ne yapabilirim? diye mırıldandı. Fakat bu olacak “bir şeyler”den çekinmediğini, hatta aksine olarak, ekseriya bir atı çok hızlı koştururken duyduğuna benzeyen korkuyla karışık müthiş bir heyecan hissettiğini hayretle kendine itiraf etti.
Ne olacağı, nereye varacağı malum olmayan hayatının artık bir mana almaya başladığını görüyordu. Bundan sonra kafası, üzerinde düşünülecek şeyler bulmakta güçlük çekmeyecek; hisleri, koparılmadan kuruyan meyveler gibi, içinde buruşup kalmayacaktı. Sabahları kalktığı zaman “Bugün de her gün gibi. Niçin uyandım?.. Niçin bana kendimi unutturan uykum sürüp gitmedi?” demeyecek, sokaklarda yürürken ayakları isteksiz şekilde kaldırımlarda sürüklenmeyecekti.”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan sf.87
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
“… Öyle günlerim oluyor ki, etrafımda küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Taşıp dökülecek kadar kendimi doyurduğumu hissediyorum. Kafamda, hiçbir şeyle değişilmesi mümkün olmyana muazzam hayaller, bana her şeylerden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor… Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birini arıyorum. Bütün bu beynimde geçen şeyleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman ne kadar hazin bir hal aldığımı tasavvur edemezsiniz. Odamdaki duvarlar birdenbire büyüyüveriyor. Pencerelerin dışındaki şehir ve hayat bir anda, insanı içinde boğacak kadar kudretli ve geniş oluyor…”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan sf. 92
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
lisa: dad, do you know what schadenfreude is?
homer: no, i do not know what shaden-fraude is. (alayli) please tell me, because i’m dying to know.
lisa: it’s a german term for `shameful joy’, taking pleasure in the suffering of others.
homer: oh, come on lisa. i’m just glad to see him fall flat on his butt! He’s usually all happy and comfortable, and surrounded by loved ones, and it makes me feel… what’s the opposite of that shameful joy thing of yours?
lisa: sour grapes.
homer: boy, those germans have a word for everything!
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »








