Feeds:
Posts
Comments

değişim

“Şimdiye kadar Macide’nin hiç düşünmediği bu şeyler Ömer tarafından söylendiği andan itibaren artık ona yabancı değildi. Evet, içinde birtakım örtüler kalkıyor ve bunların altından yeni ve insanı sarhoş eden şeyler çıkıyordu. Fakat onun sözleri doğru olmasa, kelimeleri, manasız şekilde yan yana getirilmiş hecelerden ibaret olsa bile gene dayanılmayacak kadar tesirli idi. Bir damarını keserek kanını dışarı akıtan bir adam da ancak bu kadar içini verebilirdi. (…) Şu kadarını muhakkak biliyordu ki, artık hayatının yeni bir devresi başlamıştır. Artık her şey çizilen muayyen yollarda yürümeyecektir.

Bir şeyler… Bir şeyler olacak… Ne yapabilirim? diye mırıldandı. Fakat bu olacak “bir şeyler”den çekinmediğini, hatta aksine olarak, ekseriya bir atı çok hızlı koştururken duyduğuna benzeyen korkuyla karışık müthiş bir heyecan hissettiğini hayretle kendine itiraf etti.

Ne olacağı, nereye varacağı malum olmayan hayatının artık bir mana almaya başladığını görüyordu. Bundan sonra kafası, üzerinde düşünülecek şeyler bulmakta güçlük çekmeyecek; hisleri, koparılmadan kuruyan meyveler gibi, içinde buruşup kalmayacaktı. Sabahları kalktığı zaman “Bugün de her gün gibi. Niçin uyandım?.. Niçin bana kendimi unutturan uykum sürüp gitmedi?” demeyecek, sokaklarda yürürken ayakları isteksiz şekilde kaldırımlarda sürüklenmeyecekti.”

Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan sf.87

Advertisements

yalnızlık ömür boyu

“… Öyle günlerim oluyor ki, etrafımda küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Taşıp dökülecek kadar kendimi doyurduğumu hissediyorum. Kafamda, hiçbir şeyle değişilmesi mümkün olmyana muazzam hayaller, bana her şeylerden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor… Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birini arıyorum. Bütün bu beynimde geçen şeyleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini.  O zaman ne kadar hazin bir hal aldığımı tasavvur edemezsiniz. Odamdaki duvarlar birdenbire büyüyüveriyor. Pencerelerin dışındaki şehir ve hayat bir anda, insanı içinde boğacak kadar kudretli ve geniş oluyor…”

Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan sf. 92

scha.den.freu.de

lisa: dad, do you know what schadenfreude is?
homer: no, i do not know what shaden-fraude is. (alayli) please tell me, because i’m dying to know.
lisa: it’s a german term for `shameful joy’, taking pleasure in the suffering of others.
homer: oh, come on lisa. i’m just glad to see him fall flat on his butt!  He’s usually all happy and comfortable, and surrounded by loved ones, and it makes me feel… what’s the opposite of that shameful joy thing of yours?
lisa: sour grapes.
homer: boy, those germans have a word for everything!

nuit

inci küpe. kırmızı ruj. omuzlarından beline dökülen. jazz.

monday morning

bach-air, morning glory notebooks, pg tea tips, rays of light through the curtains of my window, clouds passing on a monday morning..

DSC01074

DSC00530

parizyen sokak

DSC00552

Il ne faut pas attendre la soif pour tirer l’eau du puits.


DSC00535

Can you hear my call?

DSC02145

un petit restaurant à la frontière entre la France et la Suisse

DSC02341transportation in Zurich, Switzerland